NOEL PAZARLARI
BERLİN – PRAG TURU
BERLİN – DRESDEN – PRAG
BÖLGENİN SEÇKİN 4* OTELLERİNDE KONAKLAMA AYRICALIĞI ile
İzmir-Berlin Gidiş / Prag-İzmir Dönüş
TÜM ŞEHİR VE KÜLTÜR TURLARI DAHİL !
! DİKKAT !
Lokal Rehberlik Ücretleri, Check Point ve Otopark Ücretleri Fiyata Dahil !
Şehir Giriş Ücretleri, Turist Konaklama Vergileri Fiyata Dahil !
Check Point Charlie ve East Side Gallery Gezileri Fiyata Dahil !
Berlin ve Kurfürstendamm Gezileri Fiyata Dahil!
Dresden ve Karlovy Vary Gezileri Fiyata Dahil !
Tam Gün Prag Gezisi Fiyata Dahil !
Berlin Noel Pazarları Gezisi Fiyata Dahil !
Kurfürstendamm Noel Pazarları Gezisi Fiyata Dahil !
Prag Noel Pazarları Gezisi Fiyata Dahil !
Vltava Nehri Tekne Turu’na Katılma İmkanı ile…
Ortaçağ Gecesi’ne Katılma İmkanı ile…
| No | Gidiş Tarihi | Dönüş Tarihi | Gidiş Uçuş Bilgileri | Dönüş Uçuş Bilgileri |
| 1- | 02 Aralık 2026 | 06 Aralık 2026 | Adb-Berlin .. 11:50 - 13:05 | Prag-Adb .. 14:30 - 19:05 |
İzmir Adnan Menderes Havalimanı Dış Hatlar Gidiş Terminalinde SunExpress Hava Yolları Kontuarı önünde, saat 09:00’da rehberimizle buluşuyoruz. Check-in ve bagaj işlemlerimizi tamamlayarak saat 11:50’de SunExpress Havayolları’na ait aktarmasız uçağımız ile İzmir-Berlin uçuşumuzu gerçekleştiriyoruz. Yerel saat ile 13:05’de Berlin Havalimanına varışımızın ardından Almanya’nın tarih ve siyaset sahnesinin kalbi olarak kabul edilen Berlin’e ulaşıyor ve şehri yakından tanıyacağımız panoramik turumuza başlıyoruz. İlk olarak Soğuk Savaş’ın simgesi hâline gelmiş Berlin Duvarının günümüze ulaşan en uzun ve en etkileyici bölümü olan East Side Gallery’yi görüyoruz. 1961 yılında Doğu Almanya tarafından inşa edilen ve yaklaşık 28 yıl boyunca kenti ikiye bölen bu duvar, yalnızca fiziksel bir sınır değil, aynı zamanda iki farklı dünya görüşünün keskin ayrımını temsil etmiştir. Bugün ise uluslararası sanatçıların yaptığı yüzlerce grafiti çalışmasıyla açık hava galerisine dönüşen bu alan, geçmişin acı hatıralarını sanat aracılığıyla ifade eden güçlü bir hafıza mekânıdır. Ardından Doğu ve Batı Berlin arasında, Amerikan ve Sovyet sektörleri arasındaki en önemli geçiş noktalarından biri olan Checkpoint Charlie’yi ziyaret ediyoruz. Özellikle 1961 yılında Amerikan ve Sovyet tanklarının karşı karşıya geldiği anlarla dünya siyasetinin en gergin sahnelerinden birine tanıklık etmiş olan ve günümüzde sembolik bir sınır noktası olarak korunan Checkpoint Charlie, Berlin’in bölünmüş geçmişini anlamak açısından en önemli duraklardan biridir. Panoramik turumuzu tamamladıktan sonra, otelimize gidiyor ve giriş işlemlerimizi tamamlıyoruz. Rehberimizin bilgilendirmesi doğrultusunda dinlenme için verilen sürenin ardından, otelimizin şehir merkezinde olmasının avantajını kullanarak, kentin alışveriş merkezleri ve restoranları ile ünlü merkezi meydanı olan Alexanderplatz’a grup olarak yürüyoruz ve burada kurulan Noel Pazarında akşam yemeği ve alışveriş için serbest zaman veriyoruz. Göz alıcı süslemeleri ve Noel Atmosferi içerisinde geçireceğimiz keyifli saatlerin ardından serbest olarak hotelimize dönüyoruz. Konaklamamız Berlin’deki otelimizde.
Otelimizde alacağımız sabah kahvaltısının ardından, Almanya’nın başkenti ve Avrupa tarihinin en çarpıcı sahnelerinden birine ev sahipliği yapmış Berlin’i yakından tanımak üzere panoramik şehir turumuza başlıyoruz. Orta Çağ’dan itibaren küçük bir ticaret kasabasından, Prusya Krallığı’nın ve ardından Alman İmparatorluğu’nun başkentine dönüşen Berlin, 20. yüzyılda yaşadığı savaşlar, bölünme ve yeniden birleşme süreçleriyle Avrupa tarihinin en önemli dönüm noktalarının merkezinde yer almıştır. Şehir turumuz sırasında ilk olarak Alman demokrasisinin simgesi olan Parlamento Binası (Reichstag)’ı görüyor, 19. yüzyılın sonlarında inşa edilen ve II. Dünya Savaşı’nın ardından uzun yıllar harabe hâlinde kalan bu yapının yeniden doğuş hikâyesini dinliyoruz. Ardından, modern mimarinin en dikkat çekici örneklerinden biri olan cam kubbesiyle ünlü Reichstag Kubbesi ve Terasına çıkarak Berlin’i panoramik olarak izleme fırsatı buluyoruz. Bu şeffaf kubbe, Almanya’nın demokrasi anlayışını sembolize eden en önemli yapılardan biri olarak kabul edilir. Turumuzun devamında yürüyüş programımıza geçerek şehrin tarihî kalbinde ilerliyoruz. Prusya ihtişamının sembolü olan Brandenburg Kapısı, Soğuk Savaş yıllarında Doğu ve Batı Berlin arasındaki bölünmenin en güçlü simgelerinden biri olmuş; bugün ise Almanya’nın birleşmesinin anıtı hâline gelmiştir. Hemen yakınında yer alan, etkileyici mimarisiyle ziyaretçilerini derin bir düşünceye sevk eden Katledilen Avrupalı Yahudiler Anıtı, II. Dünya Savaşı’nın en acı miraslarından birini hatırlatır. Paris Meydanı çevresinde, Mustafa Kemal Atatürk’ün de Berlin ziyaretlerinde konakladığı Adlon Hoteli görüyor; ardından Berlin’in en prestijli bulvarlarından biri olan Unter den Linden boyunca ilerliyoruz. Bu tarihi aks üzerinde yer alan Bebelplatz, Nazi döneminde kitap yakma törenlerinin düzenlendiği meydan olarak bilinir ve bugün Almanya’nın geçmişiyle yüzleşmesinin sembolik noktalarından biridir. Meydan çevresinde yer alan yapılar arasında, bir dönem askerî depo olarak kullanılan ve Hitler’e karşı düzenlenen suikast girişimleriyle de anılan Eski Cephanelik (Zeughaus) dikkat çeker. Yürüyüşümüz sırasında ayrıca Unesco Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Müzeler Adasını, Şehir Sarayını ve görkemli kubbesiyle şehrin en önemli dini yapılarından olan Berlin Katedralini de dışarıdan görerek şehrin kültürel zenginliğini yakından tanıyoruz. Yürüyüş turumuzun ardından aracımıza geçerek, Batı Berlin’in en canlı ve en prestijli caddelerinden biri olan Kurfürstendamm’a ulaşıyoruz. 19. yüzyılda Paris bulvarlarından ilham alınarak düzenlenen bu cadde, günümüzde lüks mağazaları, kafeleri ve kültürel yapılarıyla şehrin modern yüzünü temsil eder. Burada, II. Dünya Savaşı’nın yıkıcı etkisini simgeleyen ve özellikle harabe hâliyle korunmuş olan Kaiser Wilhelm Anıt Kilisesi (Gedächtniskirche)’ni görüyoruz. Kilisenin yıkık kulesi, savaşın Berlin’de bıraktığı izlerin en çarpıcı sembollerinden biridir. Kurfürstendamm bölgesinde kurulan geleneksel Noel Pazarları’nda vereceğimiz serbest zamanda, Almanya’nın yüzyıllardır süregelen Noel geleneğini yakından deneyimleme fırsatı buluyoruz. Ahşap tezgâhlarda sunulan el yapımı süs eşyaları, sıcak şarap (Glühwein), zencefilli kurabiyeler ve yöresel lezzetler eşliğinde bu renkli atmosferde alışveriş yapabilir ve öğle yemeğinizi alabilirsiniz. Günün sonunda Berlin’de geçirdiğimiz bu dolu dolu programın ardından aracımıza binerek, Saksonya’nın barok başkenti olarak bilinen Dresden’e doğru yola çıkıyoruz. Elbe Nehri kıyısında kurulu olan ve II. Dünya Savaşı’nda büyük ölçüde tahrip edilmesine rağmen aslına uygun şekilde yeniden inşa edilen Dresden, bugün Almanya’nın en zarif şehirlerinden biri olarak kabul edilir. Şehre varışımızın ardından akşam yemeği için kısa bir mola veriyor, sonrasında otelimize yerleşiyoruz. Konaklama Dresden’deki otelimizde.
Otelimizde alacağımız sabah kahvaltısının ardından, programımıza Dresden’i keşfederek başlıyoruz. Almanya’nın en zarif şehirlerinden biri olarak kabul edilen Dresden, II. Dünya Savaşı’nda büyük ölçüde yıkılmış; ancak özgün barok mimarisine sadık kalınarak yeniden inşa edilmesi sayesinde bugün adeta geçmişin ihtişamını yeniden yaşatan bir açık hava müzesi görünümündedir. Elbe Nehri kıyısına kurulu olması ve göz alıcı mimarisi nedeniyle “Elbe’nin Floransa’sı” olarak anılan bu şehir, sanat ve tarih tutkunları için Avrupa’nın en etkileyici duraklarından biridir. Burada yapacağımız yürüyüş turumuzda 1841 yılında mimar Gottfried Semper tarafından inşa edilen Erken Rönesans, Barok ve Klasik Yunan Stili'nin izlerini taşıyan Semper Operası, Almanya’daki Barok döneminin en önemli yapılarında olan Zwinger Sarayı, şehrin her zaman en önemli Katolik Kilisesi olan Hof Kilisesi, 1764'te kurulan ve bir dizi etkili Avrupalı sanatçının çalışma alanı ve eğitim alanı olan Güzel Sanatlar Akademisi, Orta Avrupa’nın en büyük nehirlerinden biri olan Elbe Nehri, Modern Sanat Müzesi Albertinum, Avrupa’nın Balkonu lakaplı Brühl Terası, tarihi ve kültürel mirasla çevrelenmiş Eski Şehir Meydanı, bir Lüterci Kilisesi olan Frauenkirche Kilisesi, Amerikalı İlahiyatçı ve Protestan Reformcu Martin Luther'in Heykeli görülecek yerler arasındadır. Dresden turumuzun ardından aracımıza geçiyoruz ve Karlovy Vary’ye doğru yola çıkıyoruz. 17. ve 18. yüzyılda Avrupa sosyetesinin ve devlet adamlarının en uğrak ve en meşhur şehri olan Karlovy Vary’ye ulaşıyoruz. Eşsiz bir doğaya sahip bu şirin kentte yapacağımız yürüyüş turumuzda, Atatürk’ün 1918’de tedavi için geldiği dönemde kaldığı Rudolf’s Hof Oteli görerek başlıyoruz. Kentin eşsiz tabiatı içinde, yan yana inşa edilmiş muhteşem konakları, her yıl düzenlenen Karlovy Vary Uluslararası Film Festivali'ne ev sahipliği yapan tarihi Grand Pupp Oteli, Rus Çarı Büyük Petro, Puşkin, Goethe, Beethoven, Dvorak, Mozart, gibi Dünya değerlerinin kaldıkları evleri gördükten sonra, termal galerileri ziyaret ediyoruz. 12 Farklı suyun çıktığı bu termal galerileri de gördükten sonra bir serbest zaman veriyoruz. Serbest zamanın ardından rehberimizle buluşarak Prag’a hareket ediyoruz. Erken akşam saatlerinde şehre varıyor ve otelimize yerleşiyoruz. Kısa bir dinlenmenin ardından arzu eden misafirlerimizle birlikte isteğe bağlı Orta Çağ Gecesi programı için otelden ayrılıyoruz. Prag’ın eski kent merkezinde, 400 yıllık tarihi bir yapıda gerçekleştirilen bu özel gecede; limitsiz şarap ve/veya Çek birası eşliğinde yerel mutfağın seçkin tatlarını deneyimliyor, zengin görsel şovlarla renklendirilen bir atmosferin keyfini çıkarıyoruz. Dansçı esir kızların masalara eşlik ettiği, ateş dansçılarının, korsanların ve orta çağ karakterlerinin salon içinde dolaştığı bu sürprizlerle dolu eğlence yaklaşık 2,5 saat sürmektedir. Prag deneyimini unutulmaz kılan bu keyifli geceyi kaçırmamanızı öneririz. Programın ardından otelimize dönüyoruz. Konaklama Prag’daki otelimizde.
NOT: Orta Çağ Gecesi’ne katılmak istemeyen misafirlerimiz, aracımızla şehir merkezine giderek akşamı serbest şekilde değerlendirebilir; program bitiminde yine aracımızla otele dönebilirler.
Otelimizde alacağımız sabah kahvaltısının ardından, “Prag Şaheserleri” turumuza başlamak üzere, yüzyıllar boyunca Bohemya Krallarına, Kutsal Roma-Cermen İmparatorlarına ve günümüzde Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlarına ev sahipliği yapan Prag Kalesine doğru hareket ediyoruz. 9. yüzyıldan bu yana kesintisiz kullanılan bu görkemli kompleks, yalnızca bir saray değil, aynı zamanda Orta Avrupa siyasetinin ve kültürünün şekillendiği tarih sahnesidir. Kale avlularında başlayacak yürüyüş turumuzda, önce devlet törenlerinin yapıldığı alanları ve günümüzde de cumhurbaşkanlığı makamı olarak kullanılan Cumhurbaşkanlığı Sarayını görüyor, ardından Gotik mimarinin zirve eserlerinden biri olan St. Vitus Katedraline yöneliyoruz. 1344 yılında yapımına başlanan ve yaklaşık altı yüzyılda tamamlanan bu devasa yapı; vitray pencereleri, Aziz Wenceslas Şapeli ve kraliyet mezarlarıyla Çek tarihinin en kutsal mekânlarından biridir. Katedralin hemen yanında yer alan Eski Kraliyet Sarayı, Orta Çağ’da kralların ikametgâhı ve devlet yönetiminin merkezi olarak kullanılmış; özellikle geniş Vladislav Salonu, dönemin şölenlerine ve hatta atlı turnuvalarına ev sahipliği yapmasıyla dikkat çeker. Turumuz sırasında ayrıca, 1618’deki ünlü “Prag Defenestrasyonu” olayının gerçekleştiği ve Avrupa’yı Otuz Yıl Savaşları’na sürükleyen Bohemya Şansölyeliğini (Eski Yönetim Binası) da dışarıdan görerek, Avrupa tarihinin dönüm noktalarından birine tanıklık ediyoruz. Kale kompleksinin en eski yapılarından biri olan, 10. yüzyıla uzanan St. George Bazilikası, sade ama etkileyici Romanesk mimarisiyle dikkat çekerken; hemen arkasında yer alan ve Orta Çağ’ın gündelik yaşamını yansıtan Altın Yol (Golden Lane), küçük ve renkli evleriyle ziyaretçilere adeta masalsı bir atmosfer sunar. Bir dönem kale muhafızlarının ve zanaatkârların yaşadığı bu dar sokakta, Franz Kafka’nın kısa bir süre yaşadığı ev de bulunmaktadır. Kale gezimizi tamamladıktan sonra Barok mimarinin zarif örneklerinden Wallenstein Sarayını görerek, pastel tonlardaki evleri ve dar sokaklarıyla büyüleyici bir atmosfere sahip Malá Strana (Küçük Mahalle) üzerinden ilerliyoruz. Ardından, Prag’ın simgesi hâline gelmiş, 14. yüzyılda inşa edilen ve üzerinde 30 aziz heykelini taşıyan Charles Köprüsüne ulaşıyoruz. Vltava Nehri üzerinde uzanan bu tarihî köprüde, heykellerin hikâyelerini dinleyerek ve şehrin siluetini izleyerek vereceğimiz fotoğraf molaları, günün en unutulmaz anları arasında yerini alacaktır. Köprüyü geçerek Eski Şehir’e ulaştığımızda, astronomi tarihinin önemli isimlerinden Johannes Keplerin yaşadığı evi, her saat başı gerçekleşen “12 Havari” gösterisiyle ünlenen Astronomik Saat Kulesini ve Prag’ın kalbi sayılan Eski Şehir Meydanını keşfediyoruz. Gotik, Barok ve Rönesans mimarisinin iç içe geçtiği bu meydan, şehrin tarih boyunca geçirdiği tüm dönüşümlerin izlerini taşır. Prag’da Noel Pazarları’nı ziyaret edebilmek ve öğle yemeği yemek adına vereceğimiz serbest zamanda, Prag’ın zarafetini yansıtan Bohemya kristalleri ve derin kırmızı tonlarıyla ünlü Çek granat taşları misafirlerimizin ilgisini çekecek özel ürünler arasında yer alır. Alışveriş ve serbest zamanın ardından yürüyüş turumuza devam ediyor; sivri kuleleriyle şehrin siluetine damga vuran Týn Kilisesi, reform hareketlerinin sembol ismi Jan Hus Heykeli, 1948’de sosyalizmin ilan edildiği Kinsky Sarayı ve Barok mimarinin etkileyici örneklerinden St. Nicolas Kilisesini görüyoruz. Ardından Vltava Nehri’ne doğru ilerleyerek tarihî **Josefov (Yahudi Mahallesi)**ni panoramik olarak tanıyor, günümüzde devlet yönetiminde kullanılan Straka Akademisi’ni ve nehir üzerindeki zarif köprüleri görerek şehir turumuzu tamamlıyoruz. Turumuzun ardından otelimize gidiyoruz ve kısa bir dinlenmenin ardından arzu eden misafirlerimizle isteğe bağlı Vltava Nehri Tekne Turu’na katılıyoruz. Açık büfe yemekli ve limitli içkili bu turda, Vltava’nın şehri ikiye bölen suyollarını, kanalları ve yükselip alçalan havuz sistemlerini deneyimliyoruz. Charles Köprüsü’nün altından geçerken dilek tutmak, Prag ziyaretlerinin eğlenceli geleneklerinden biridir. Bu keyifli yolculuk yaklaşık 2 saat sürecektir. Programın ardından otelimize dönüyoruz. Konaklama Prag’daki otelimizde.
NOT: Vltava Nehri Tekne Turu’na katılmak istemeyen misafirlerimiz, bu zamanı şehir merkezinde akşam yemeği de alarak, serbestçe değerlendirebilir; tur bitiminde aracımızla otele dönüş yapabilirler.
Otelde alınacak sabah kahvaltısının ardından, kentin efsanelerle harmanlanmış hikâyesinin başladığı Vişehrad Kalesi’ne ulaşıyoruz. Şehrin, 10. yüzyılda kurulduğu bölgede, kale içerisinde, kentin kuruluş efsanelerine tanıklık eden heykelleri ve Aziz Peter ve Paul Bazilikasını ilgili anlatımlar eşliğinde görerek, kale surlarında, Vltava Nehrinin doyumsuz panoramik manzaraları eşliğinde kısa bir sabah yürüyüşü yapıyor ve ardından havalimanına transferimizi gerçekleştiriyoruz. SunExpress Havayollarının XQ825 tarifeli seferi ile 14:30’da hareket edecek olan aktarmasız uçağımızdaki yerlerimizi almak üzere Pasaport ve Gümrük işlemlerimizi gerçekleştiriyoruz. Yerel saat ile 19:05’te İzmir’e varıyor ve bir sonraki KUŞADASI TOURS organizasyonunda buluşmak üzere siz değerli konuklarımızla vedalaşıyoruz.